Altın Fare Blog Ödülleri



51.Bölge,UFO Gerçeği ve Roswell,Gizli FBI Dosyaları,onuncu gezegen SeDNa ve Bilinmeyenler....


Uzay ve Bilim
Evrenin Bilinmeyen Sırları
Dünya Dışı Yaşam,UFO'lar

Anasayfa Profilim Arşiv Yorumlarım

Bir Gün Gelecekler

Kategorilerim


Son Yazılarım




Tüm hakları saklıdır. İçerikten yazarları sorumludur. Kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.

23/11/2009 - Ziraat Mühendisi Karıncalar

Kategori: ZOOLOJI BILIMI

Allah'ın varlığını ve sonsuz kudretini gözler önüne seren deliller yaşadığımız her ortamda bulunmaktadır. Allah Kuran'da insanları sürekli olarak göklerdeki, yerdeki ve ikisinin arasındaki yaratılış delillerini düşünmeye davet eder.

 


Ziraat Mühendisi Karıncalar

 

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164)

Karıncalar da, Allah'ın yarattığı, kusursuz özelliklere sahip canlılardan bir tanesidir. Karıncalar üzerine pek çok bilimsel araştırma yapılmış, bu araştırmalar neticesinde tarım konusunda bazı yeteneklerinin olduğu keşfedilmiştir. Örneğin; diğer adı “atta” olan yaprak kesici karıncaların, koparttıkları yaprak parçalarını başlarının üstünde yuvalarına taşıyarak, mantar yetiştirmek için kullandıklarını, hayretle keşfetmişlerdir. Bazı karınca türlerinin de, bitkilerin besleyici sularını kullanabilmek için yaprak bitlerini sürü halinde bir arada tuttukları keşfedilmiştir. Son yıllarda yapılan araştırmalar ise, karıncaların bunların da ötesinde bir tarım bilgisine sahip olduklarını göstermiştir.

Amazon yağmur ormanlarında yaşayan Myrmelachista schumanni cinsi karıncaların, yaşadıkları bölgede, sadece tek bir cins ağacın yetişmesine izin verdikleri, farklı cinste ekilen ağaçları, vücutlarında ürettikleri formik asitle zehirleyip, kuruttukları gözlemlenmiştir. Karıncanın ağaç seçmesinin nedeni ise, sadece bu tür ağaçlarda yuva kurmasıdır.

Bilim adamları, Myrmelachista schumanni türü karıncaların, bu şaşırtıcı ağaç seçme yöntemini incelemek için, karıncaların yaşadığı ve içinde sadece Duroia hirsuta cinsi ağacın bulunduğu bölgeye, Amazon sediri fidanları ekilmiştir. Ancak bu fidanların bir kısmı karıncalardan korunacak şekilde, bir kısmı ise herhangi bir koruma olmadan yerleştirilmiştir. Beş gün içinde işçi karıncaların korunmaya alınmayan fidanları, vücutlarında ürettikleri formik asitle zehirleyip, kuruttukları gözlemlenmiştir.( New Scientist Magazine, 24 Eylül 2005) Böylece, yaşadıkları alanı yabancı ağaçlardan temizleyen karıncalar, kendileri için yuva olan Duroia hirsuta ağacının gelişmesi için gerekli alanı sağlamış olmaktadırlar. Karıncanın sanki bir kimyager gibi üstün bir şuurla hareket ederek, formik asidi tarım ilacı olarak kullanması, Allah'ın canlıları yaratmasındaki üstün aklın tecellilerinden bir tanesidir.

Karıncalarla ilgili verilebilecek daha yüzlerce örnek vardır. Ancak sadece bir örnek bile, bu mucizelerin Sahibini tanımamız ve O'nun üstün yaratma gücünü tefekkür etmemiz için yeterlidir. Yüce Rabbimiz Allah, Kuran'da, bunun önemini şöyle bildirmektedir:

Yeri de (nasıl) döşeyip-yaydık? Onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda 'göz alıcı ve iç açıcı' her çiftten (nice bitkiler) bitirdik. (Bunlar,) 'İçten Allah'a yönelen' her kul için 'hikmetle bakan bir iç göz' ve bir zikirdir. (Kaf Suresi, 7-8)

 

 

 

Kaynak:İlmi Araştırma Dergisi 60. sayı (Haziran 2009) 55. sayfa




Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



18/10/2009 - Çekirge Neden Yok Ediyor?.

Kategori: ZOOLOJI BILIMI
Çekirge Niçin Yok Ediyor.??









"Niçin milyarlarca çekirce bir araya toplanıp dev bir sürü oluşturarak bitkilere 'yıkım' derecesinde zarar veriyor" sorusuna yanıt arayan İngiliz, Amerikalı ve Avustralyalı bilim adamları, bunun nedeninin "yamyamlık" olduğu sonucuna vardı.

Çekirgelerin aslında bitki yediğini belirten bilim adamları, araştırma kapsamında, henüz uçamayan genç çekirgelerin, yeterli yiyecek bulamadıkları için, uçmaya hazırlanan yetişkin çekirgeleri yemeye başladıklarını saptadılar.

Paniğe kapılan yetişkin grubun, kendilerini kovalayan gençlerden kaçarken, büyük bir sürü oluşturdukları ortaya çıktı.

























Kaynak:Gençbilim(19.05.2008 / 23:47:18)
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



18/10/2009 - Timsahlarda Yeni Bir Duyu Organı Keşfedildi

Kategori: ZOOLOJI BILIMI
Timsahlar geceleri avlarını gözleri ya da kulaklarıyla değil altçeneleriyle tanıyor. Çünkü bilim adamları bu bölgede şimdiye dek bilinmeyen ve sudaki en ufak kıpırtıları bile algılayan basınç reseptörlerinden oluşan bir duyu organı keşfettiler.


Maryland Üniversitesi’nden Daphne Soares, buluşuyla ilgili bilgileri Nature dergisinde yayımladı.

Gece avlanan timsahlar bedenlerinin yarısıyla suya dalarak avlarını bekler. Gece karanlığında bile en küçük bir akıntıya tepki göstererek avlarına doğru yönlenmelerinin nedenini anlamak isteyen Soares, küçük timsahlarla bir deney gerçekleştirdi. İşitme yetisi ortadan kalktığında bile timsahlar aynı tepkiyi gösteriyorlardı.

Ancak araştırmacı altçenelerinde kıllarla kaplı bir deri çıkıntısının üzerini kapadığında timsahlar yapay olarak üretilen dalgaları hissetmemişler. Ayrıntılı incelemeler sonucunda ise bu deri çıkıntısının basıncı duyumsama organı olduğu anlaşılmış. Aynı zamanda haberleşmede de önemli bir rol oynadığı sanılan duyu organı tüm timsah türlerinde bulunmakta.


























Kaynak:Enginbilim(Hürriyet)
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



18/10/2009 - Arı'lar Yok Olursa İnsanlık da Yok Olur..

Kategori: ZOOLOJI BILIMI
Ordu Üniversitesi (ODÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Recep Sıralı, arıların bir böcek olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, "Arılar olmasa insanlık ancak 4 yıl yaşayabilir" dedi.







Yrd. Doç. Dr. Recep Sıralı, arıların insanlık üzerindeki önemi konusunda atom fizikçisi olarak tanınan Albert Einstein'ın da bilimsel tespitleri olduğu ve önemli mesajlar verdiğini belirtti. Einstein'ın sadece atom fiziğiyle ilgilenmediğini, arılarla ilgili bilimsel tespitleri de bulunduğunu kaydeden Sıralı, "Einstein'ın, 'Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa insanın sadece 4 yıl ömrü kalır, arı olmazsa döllenme, bitki, hayvan ve insan olmaz' sözleriyle anlamış olduk ki arılar, 130 bin farklı bitki türünün
çoğalmasını sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda insanoğlunun da çok önemli gereksinimlerini karşılıyor. Bu ünlü bilim adamının söylemek istediği, dünya üzerinde oldukça yaygın olan ve bitkilerin tozlaşması üzerinde en etkili bu yararlı böcekler ortadan yok olursa, insanoğlunun da çok fazla yaşam koşullarının kalmadığını dile getirmesiydi" dedi.

Her zaman olduğu gibi değerlerin farkına onları kaybetmeye başlayınca varıldığını ifade eden Yrd. Doç. Sıralı, "Bu olay biz insanoğlunu arılar hakkında daha bilinçli olmaya sevk edeceği kesin. Artık biz insanlar arıları küçük bir böcek olarak değil, yaşamın devamı için görevlendirilmiş kutsal bir hayvan olduğunu anlamak zorundayız. Sonuç olarak, dış ülkelerde ve bazı yörelerimizde gözlenen yoğun arı kayıpları arıcılarımızı, bu meslek dalına ait yetkilileri ve araştırıcıları detaylı araştırma yapmaya ve
gerekli önlemleri almaya mecbur kıldı. Çünkü genetik zenginliğimizin çok değerli bir türünü oluşturan bal arısı popülasyonlarımızın yok olmasını engellemek, birbirinden değerli arıcılık ürünlerinin üretiminden ziyade bir bakıma bitkisel üretimdeki yaşanabilecek çok büyük kayıpları da önlemek demektir" diye konuştu.

































Kaynak:Gencbilim(04.05.2008 / 23:16:43)
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



18/10/2009 - Dinozorlar, Penguenler Gibi Nefes Alıyormuş.

Kategori: ZOOLOJI BILIMI
İngiltere’de yapılan bir araştırma, “velosiraptor” gibi etobur iki ayaklı dinozorların korkunç şöhretlerini nefes alma biçimlerine borçlu olduklarını ortaya koydu.


Manchester Üniversitesinde fosiller üzerinde yapılan incelemelerde, tüm hayvanlar içinde en etkin solunum sistemine sahip bu yırtıcıların, penguenler gibi modern dalgıç kuşlarla benzerlik gösterdikleri belirlendi. Bu iki ayaklı etoburların (terapod), avlarını yakalamak amacıyla “sprint” görevi için vücutlarını oksijenle doldurduklarını belirten araştırmacılar, bu hayvanların göğüs kafesini aşağı yukarı hareket ettiren ince kemiklerin havalandırdığı hava keselerine sahip olduklarını kaydettiler.








Araştırmanın başında yer alan Dr. Jonathan Codd, modern kuşlardaki bu özellikleri soyları tükenen atalarında bulmanın, bu koşucu dinozorların etkin bir solunum sistemleri bulunduğunu gösterdiğini belirterek, bunun da avlarını kovalarken göreli olarak hızlı koşabilen epey aktif hayvanlar olduğu teorisini güçlendirdiğini kaydetti.

Dr. Codd, “Bu da kuş olmayan dinozorların kuş gibi nefes almalarını kolaylaştıran bir mekanizma sağlıyor ve bu durum uçma evriminin ortaya çıkmasından çok uzun zaman önce meydana geliyor” diye konuştu.

Araştırmacılar, modern kuşların, küçük ve sert bir akciğer ile etrafında dokuz hava kesesinden oluşan epey özel bir solunum sistemine sahip olduklarını anımsatarak, göğüs kemiğinin ve göğüs kafesinin böğürme benzeri hareketinin sistem boyunca havayı hareket ettirdiğini belirttiler.

Bilim insanları, fosilleri incelenen “dövüşçü dinozorların” küçük kemiklerinin, nefes alıp verme sırasında göğüs kafesi ve göğüs kemiklerini kaldıraç gibi hareket ettirdiklerini belirterek, Avustralya’ya özgü devekuşu gibi koşucu kuşların kemiklerinin, uçmak için geniş göğüs kaslarına ihtiyacı olmadığından kısa, uçucu kuşlarda orta ve penguen gibi dalıcı kuşlarda uzun olduğunu ifade ettiler.

Araştırmacılar, dinozorların ve dalgıç kuşların, nefes almalarına yardımcı uzun kaldıraç kollara ihtiyacı bulunduğu sonucuna vardıklarını da belirttiler.



























Kaynak:Ntvmsnbc(AA)
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



  • RSS Takip




  • <- :: Sonraki Sayfa ->



    lac003petit.gif (44870 bytes)

    Gerçek Orada Bir Yerde

    Konuklar

    Sitenizesayac.com

    Teknoloji Haberleri

    Özel Arama