24/4/2009 - Hava Kirliliği Aslında İyiymiş!!.
Biliminsanları hava kirliliğinin küresel ısınmayla mücadeleye yardımcı olabileceğini öne sürdü.

Uzmanlara göre, hava kirliliği bitkilerin karbondioksidi emme kabiliyetini artırarak, küresel ısınmayla mücedeleye katkı sunabilir. Bilim dergisi Nature'da yayınlanan araştırma, 1960'lardan beri artan atmosfer kirliliği düzeyinin, bitki verimliliğini dörtte bir oranında artırdığını ortaya koydu. Bu fazladan yüzde 10 oranında karbondioksidin toprakta tutulduğu anlamına geliyor. Bitkilerin en iyi temiz güneşli havada yetiştiği yaygın bir kanıyken, uzmanlar durumun her zaman böyle olmadığını ortaya koydu. Araştırma, ağaçların ve ekinlerin puslu hava koşullarında da gelişebildiğini, zira bulutların ve atmosferde moleküllerin daha fazla yaprağa ulaşabilecek şekilde güneş ışınlarını dağıttığını gösteriyor.Bu da, bitkilerin ışığı ve karbondioksidi dönüştürerek beslenme süreci olan fotosentezi artırıyor. Uzmanlar, bu sonuçtan yola çıkarak bitkilerin kirli havada güneş ışınların yayılması dolayısıyla daha fazla karbondioksit emdiğini ve dolayısıyla da atmosferdeki karbondioksit oranını azaltarak küresel ısınmayı yavaşlattığı sonucuna vardı. 1960'lardan beri dünya genelinde artan kirli ve puslu hava koşullarından kaynaklanan ışık azlığının bitkiler üzerindeki etkilerini analiz eden araştırmacılar, kirliliğin yol açtığı "küresel kararma" denilen durumun, 1960'tan 1999'a kadar bitki verimliliğini dörtte bir oranında artırdığını ortaya koydu.
Kaynak: (Gazeteport) 24 Nisan 2009 03:25
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
20/4/2009 - Küresel Isınmanın Sebebi Bulundu.
İngiliz bilim adamları, obezlerin küresel ısınma ve iklim değişikliğinde daha fazla payı olduğunu belirledi.
International Journal of Epidemioloji dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, şişmanlar çok gıda tüketmelerinin yanı sıra zayıflara oranda daha fazla motorlu taşıta bindikleri için, küresel ısınmadan daha fazla sorumlu. Gıda üretiminin, sera etkisi yaratan gazların temel kaynaklarından biri olduğu biliniyor.
Phil Edwards ve Ian Roberts adlı bilim adamları, her bir şişman insanın zayıf bir kişiye oranla yılda bir ton daha fazla karbondioksit emisyonununa yol açtığını tahmininde bulundu. Buna göre, bir milyarlık bir aşırı şişmanlar nüfusu, atmosfere yılda fazladan bir milyar ton karbondioksit salınmasına neden oluyor.
Avrupa Birliği'nin tahminlerine göre, her bir AB vatandaşı yılda 11 ton karbon gazı emisyonunda bulunuyor. Londra Hijyen ve Tropik Tıp Okulu'nun araştırmasını yürüten bilim adamları, "Şişmanlıkla ilgili küresel eğilimi tersine çevirmek için daha çok çaba göstermemiz ve bunu, karbon emisyonlarını azaltarak iklim değişikliğini yavaşlatma savaşında önemli bir unsur olarak görmemiz lazım" dedi.
Kaynak:AA 20 Nisan 2009 00:03
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/4/2009 - 70 Yıl İçinde Yerküre Isınacak
TAGEM Genel Müdür Yardımcısı Dr. Beyazgül geleceğe yönelik yapılan projeksiyonlara göre 2080 yılına kadar sıcaklığın ortalama 3.1 santigrat derece artmasının tahmin edildiğini dile getirdi. Dr. Beyazgül, iklim bilimcilerin bunun sonucu olarak yüksek enlemlerde yağışların artmasını, orta ve güney enlemlerde ise azalmasını beklediklerini ifade etti. Küresel ısınma sonucu iklimde bir bozulma olduğunu ve önlem alınmadığı takdirde bozulmaların artarak devam edeceğini belirten Dr. Beyazgül, şiddetli iklimsel değişmelerin yaşanacağının beklendiğini ifade etti. Son yıllarda yaşanan iklim değişiklerinin belirli bir alan veya dönemde kuraklığa sebep olduğuna dikkat çeken Beyazgül, kuraklık olgusunun iklim değişikliği ile birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.
Türkiye'de farklı bölgelerin iklim değişikliğinden farklı etkileneceğinin altını çizen Beyazgül, ülkenin kuzey yarı kürede ve bir geçiş bölgesinde olduğunu hatırlattı. Bu nedenle Türkiye'nin küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinden en fazla etkilenen ülkelerden biri olacağını dile getiren Dr. Beyazgül, Güneydoğu, İç Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerinin daha çok etkileneceğinin tahmin edildiğini ifade etti.
Küresel ısınma ve kuraklığın su kaynaklarına doğrudan etki etmesi nedeniyle en fazla tarım sektörünü sıkıntıya sokacağınıın altını çizen Beyazgül, suyun dörtte üçünün tarımsal sulamada kullanıldığını ve bunun tarımsal üretimi sınırlayan en önemli faktör haline geldiğini belirtti. Türkiye'de son yıllarda en kurak mevsimlerin yaşandığını ve kuraklığın artacağına yönelik tahminlerin ilgili kuruluşlarca yapıldığına vurgu yapan Beyazgül, Türkiye'nin en kurak mevsimini 2007 yılında yaşadığını en çok etkilenen bölgelerin ise Ege, Marmara, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu olduğunu hatırlattı. Bunun sonucu olarak bazı önemli hububat merkezlerinde kayıpların yüzde 40-50 oranına ulaştığını ifade eden Beyazgül, buğday üretiminin ise 20 milyon tondan 17,2 milyon tona gerilediğini dile getirdi. Beyazgül, dünyada da benzer gelişmelerin yaşandığını, bunun doğal sonucu olarak fiyatlarda artışlar oldğunun altını çizdi.
Türkiye'nin sahip olduğu iklim, toprak, su ve biyoçeşitlilik potansiyeli dikkate alındığında bu etkileri en aza indirecek çözümleri de içerisinde barındırdığına vurgu yapan Beyazgül, alınacak önlemlerin başında bunların korunması geldiğini dile getirdi. Beyazgül, iklim değişikliği ve biyoenerji arzının yarattığı güçlüklerle mücadele etmek için iklimle uyumlu ve sürdürülebilir üretim tekniklerinin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Bakanlık olarak yağmurlama, damla sulama teknikleri, daha az su ihtiyacı olan bitki türlerinin yetiştirilmesi gibi tedbirler aldıklarını ifade eden Beyazgül, su kaynaklarının korunması, kirletilmemesi ve tasarruf edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
KAYNAK:Bilimhaberleri(CİHAN)
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/4/2009 - Küresel Isınma ve Tuz Gölü
Küresel ısınma bir çok gölün yok olmasına sebep olurken, büyük göllerin de şeklini değiştiriyor.
Çocukluğumuzdan beri Türkiye haritalarında gördüğümüz ve şeklini hafızalarımıza kazıdığımız Tuz Gölü, küresel ısınmaya yenik düştü.

Türkiye’nin en büyük tuzlası olan göl özellikle güney doğusundan başlayarak kilometrelerce çekildi.
Uzaydan çekilerek Google Earth tarafından kullanılan fotoğraf, gölün kurumaya doğru gittiğini net bir şekilde gösteriyor.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/4/2009 - Kuzey Buz Denizi İçin Yok Olma Teorisi
Amerikalı uzmanlar, Kuzey Buz Denizindeki buzulun 30 yıl sonra yüzde 80 oranında incelebileceği uyarısında bulundular.
 ABD'nin Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) ile Washington Eyalet Üniversitesi araştırmacılarının küresel ısınmanın etkileri konusundaki ortak raporuna göre, Kuzey Buz Denizi'ndeki buzulun tahmin edilenden çok daha önce incelebileceği belirtildi. Buzulun daha önce tahmin edildiği gibi 2100 yılında değil, 2040 yılında yüzde 80 oranında yok olabileceğine dikkati çekilen raporda, "Kuzey Buz denizinin yüzeyinde bugün 4,6 milyon kilometrekare kaplayan buz tabakası, 30 yıl sonra 1 milyon kilometrekare alana düşebilir" denildi. Kuzey Denizindeki buzulun kapladığı alanın son 2 yılda yaz mevsimlerinde belirgin şekilde azaldığını kaydeden araştırmacılar, buzulda son yıllardaki erimeyi değerlendirip tahmin yöntemleriyle bu sonuca vardıklarını belirttiler. NOAA uzmanlarından James Overland ve Washington Eyalet Üniversitesinden Muyin Wang, kullandıkları 6 tahmin yönteminin ortalamasına göre, "Kuzey Buz Denizinde 32 yıl sonra neredeyse hiç buz kalmayacağını" ifade ettiler. 2007 yılında yapılan tahminlere göre, buz tabakasında bu derecede incelme 21. yüzyılın sonunda görülecekti.
Kaynak:AA(3 Nisan 2009)
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
 |
|