Altın Fare Blog Ödülleri



51.Bölge,UFO Gerçeği ve Roswell,Gizli FBI Dosyaları,onuncu gezegen SeDNa ve Bilinmeyenler....


Uzay ve Bilim
Evrenin Bilinmeyen Sırları
Dünya Dışı Yaşam,UFO'lar

Anasayfa Profilim Arşiv Yorumlarım

Bir Gün Gelecekler

Kategorilerim


Son Yazılarım




Tüm hakları saklıdır. İçerikten yazarları sorumludur. Kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.

4/5/2009 - Beyin Sinyallerini Harekete Dönüştürdü.

ABD'deki Brown Üniversitesi'nden Öğretim Üyesi Profesör Doktor Arto Nurmikko, tarihe geçecek bir çalışmaya imza attı.

Beyin sinyallerini harekete dönüştürdü

Amerikalı bilimadamı, düşünce yoluyla cihazların hareket etmesini sağladıklarını açıkladı.

Beynin şifresini çözerek, tekerlekli sandalye ve klavye gibi cihazları beyin sinyalleriyle çalıştırmayı hedefleyen Prof. Dr. Nurmikko, bu gelişmenin önümüzdeki 10-15 yıl içinde omurilik zedelenmesi yaşayan kişilere büyük yarar sağlayacağını vurguladı.






Kaynak:(takvim) Haber7 4 Mayıs 2009 04:38

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



1/5/2009 - Düşünceyle Hareket Eden Tekerlekli Sandalye

 

Düşünceyle kontrol edilebilen tekerlekli sandalye geliştirildi.

Hastalıkları tekerlekli sandalyelerde bulunan joysticki kullanmasına imkan vermeyen tekerlekli sandalye kullanıcılarının artık sadece nereye gitmek istediklerini düşünmeleri yeterli olacak.

Yeni teknoloji tekerlekli sandalye çevresindeki alanın üç boyutlu bir resmini oluşturmak üzere bir lazer tarayıcıdan faydalanıyor. Bu resim kullanıcının önünde bulunan ekrana yansıtılıyor.

Daha sonra kullanıcı, resmin gitmek istediği yer olan bölümüne konsantre oluyor ve tekerlekli sandalye de buna göre kullanıcının isteğini algılayıp yanıt veriyor.

Kullanıcıların beyin faaliyetlerini belirlemek ve gitmek istedikleri yeri bulmak üzere, içine elektrotlar yerleştirilmiş bir başlık kullanıyor.

Yeni tekerlekli sandalyenin mucidi olan İspanya'daki Zaragoza Üniversitesi'nden Dr. Javier Minguez, gönüllülerin sandalyenin nasıl kullanacağını öğrenmelerinin sadece 45 dakika aldığını belirtiyor.

Doktor New Scientist bilim dergisine şunları söyledi: "Bu çalışmanın amacı tekerlekli sandalyenin pratikliğini göstermek. Deneklerin tamamı sandalyeyi nasıl kullanacaklarını basit bir şekilde öğrendi."

Sandalye beyin faaliyetiyle hareket eden ilk icat değil.

Geçen ay, otomobil devi Honda bir robotun hareketlerini kontrol edebilen 'akıl okuyucu' başlık geliştirdiğini duyurmuştu.

Ancak yeni tekerlekli sandalye prototipi ticari kullanım için henüz hazır değil. Şimdilik her bir dakika için sadece iki düşünceyle başa çıkabiliyor.

Dr. Minguez, sandalyeyi daha hızlı geliştirmeyi ve gelecek birkaç yıl içinde daha gelişkin  versiyonlarını ortaya çıkarmayı umduğunu söylüyor.






Kaynak:veteknoloji Nethaber (01 Mayıs 2009 Cuma, 00:34)
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



20/4/2009 - Teknolojinin Yetmediği Hayaldeki İcatlar.

Teknoloji şirketlerinin tüm tüketiciler dilediği halde vermediği ya da veremediği, bilim-kurgu filmlerinde görülen birçok yüksek teknoloji ürünü bulunuyor.


Teknolojinin yetmediği hayaldeki icatlar

İngiliz teknoloji sitesi Itpro'nun derlemesine göre, tüketicilerin kullanmak isteyip de alamadığı 10 bilim-kurgu teknolojisi şöyle:

1-Kol saati biçiminde görüntülü telefon

Metropolis, DangerMouse, Austin Powers filmlerinde görüldü.

Bu teknoloji çoktan bazı mobil cihazlarda uygulansa da, tüketicinin saat şeklinde bir cihazda bunu isteyip istemediği önemli sorun.

Eğer uygun şebeke bağlantısı sağlanırsa, insanların görüntülü telefon konuşmaları yapmaları mümkün. Hatta bir şirket saat şeklinde mobil telefon da üretti.

Skype bir süre önce, teknolojiye uygun cihaz gerekse de bedava görüntülü telefon konuşması hizmeti vermeye başlamasına karşın, mobil cihazla görüntülü telefon konuşması yapmak hala çok pahalıya geliyor.

Ayrıca insanlar özellikle bir yabancıyla, mobil cihazlarında yüz yüze konuşmayı pek istemiyorlar.

2- Jet yeleği

The Rocketeer, Iron Man, Astro Boy, Thunderball, Minority Report filmlerinde görüldü.

Bilim-kurgu özellikle filmlerde jet yeleği fikrini severken, Naziler'in çalışan bir jet yeleği geliştirdikleri dedikodularıyla birlikte günümüz teknolojisi, bunun askeri veya sivil ulaşım biçiminde kullanımına uzak görünüyor.

Bugünün teknolojisiyle jet yeleklerinin günlük ulaşımda pek de fazla kullanım imkanı bulunduğu görülmüyor.

3 - Işınlama

Uzay Yolu ve Sinek filmlerinde görüldü.

Bilim-kurgunun başlıca ürünü ışınlamaya göre, birisi bir yerden bir yere ancak atomları taşınarak ışınlanabilir. Ancak fizik kurallarına göre, taşınacak çok büyük miktarda atom bulunmasından ve birini bir yerden bir yere göndermek için çok büyük miktarda veri depolanması gerektiğinden bu son derece zor bir .

Bu mümkün olsa ve diğer kopya kendisini tüm düşünceleri ve hatıralarıyla tam olarak yaratabilse bile orijinal kopyaya ne yapılacağı önemli bir sorun. Orijinali veya diğer kopyaları imha etmenin de pek iyi bir çözüm olmadığı anlaşılıyor.

4 - Süper akıllı robotlar

Terminator'ler, Robocop, AI, The Matrix filmlerinde görüldü.

Tüm dünyada şu anda bilim-kurgunun ana teması akıllı robotları geliştirmek için bir yarış başlasa da, bu, kısa vadede gerçekleşecek ya da düşünüldüğü şekilde olacak gibi görünmüyor. 

Honda, Asimo isimli bir robot yaratırken ve sanayide robotların kullanıldığı görülürken, şu anki robotlar hala ilk safhada bulunuyor ve bir robot araştırıcısının söylediği gibi ilk robot polis memurunun ancak 75 yıl sonra ortaya çıkabileceği düşünülüyor.

5 - Lazer silahları

Yıldız Savaşları, Uzay Yolu filmlerinde görüldü.

Bilim-kurgunun bir başka ana ürünü lazerler, bilim, tıp ve diğer teknoloji uygulamalarında, örneğin CD'lerde genel kullanım alanı bulurken, bu teknoloji daha çok askeri amaçlı kullanılıyor ve ABD ile İsrail hükümetleri tarafından geliştirilen "Tactical High Energy Laser" ile gerçek yaşamda örneği görülebiliyor.

Filmlerde görülen lazer tabancaları ise biraz gerçeğe uymuyor. Filmlerdeki lazer tabancaları güç kaynağı yok gibi görünüyor ve gerçekte bu silahlara enerji yüklenmesi gerekirken, modern mobil teknolojisi, yeterli gücü sağlayamıyor.

6 - Klon insanlar

Gattaca, The Sixth Day, Blade Runner, The Boys from Brazil filmlerinde görüldü.

İnsan klonlama olasılığı gerçek yaşamda konuşulur ve bilim-kurgu filmlerinde uzun bir süredir görülürken, teknolojideki ilerleme bunu her zamankinden daha olası kılıyor.

Dolly, bir yetişkin hücreden klonlanan ilk memeli oldu ve bundan sonra aynı süreçle başka hayvanlar da klonlandı. İnsan klonlamak ise, etik ve bilimsel tartışmalardan ötürü geleceğe yönelik büyük bir adım olarak görülüyor.

7- İleri teknoloji hologramları

Red Dwarf, Uzay Yolu, Yıldız Savaşları filmlerinde görüldü.

Kredi kartları, kimlik kartları ve ehliyetlerde görülen ve bazen lazer kullanılarak yapılan hologramların daha etkileyici olan bilim-kurgu versiyonlarındaki 3 boyutlu olanına henüz günümüz teknolojisi ulaşamadı. Ancak yakın gelecekte, mobil cihazlar tarafından oluşturulan iki boyut projeksiyon şeklindeki hologramlar piyasaya çıkacak.

Mobil cihaz üreticileri uzun bir süredir, her zaman yanımızda olan cep telefonlarıyla görüntü yansıtabilecek bu teknoloji üzerinde çalışmalarını sürdürüyorlar.

8 - Kendi giden ve uçan arabalar

Blade Runner, 5. Element filmlerinde görüldü.

Çocukların fantazilerine süsleyen, havada kendi kendine giden uçan otomobiller henüz gerçek olmadı. Bilim-kurgu filmleri bu araçların uçma ve gitme metodunu hiçbir zaman açıklamazken, sürücüsüz otomobiller daha akla uygun geliyor ve bu alandaki birçok araştırma bunu gerçeğe daha yakın kılıyor.

9 - Uzay turizmi

Total Recall, 2001: A Space Odyssey filmlerinde görüldü.

Birçok bilim-kurgu hikayesi insanları başka gezegenlere özellikle Mars'a seyahat ederken hem de özel bir astronot eğitimi almadan hatta normal nefes alma cihazı olmaksızın gösteriyor.

Mars olmasa da 2009'da uzay turizmi giderek daha gerçek hale geliyor ve geçen yıllarda kurulan şirketler sayesinde yörünge altı turizmi nispeten ucuzlayarak insanlar için olası hale gelmeye başlıyor.

Bu şirketlerden Virgin Galactic fazla bir eğitim olmaksızın insanlara uzaya uçma umudu ve daha da ilerde bu seyahatin iyice ucuzlaması imkanı veriyor.

10 - Uçan kaykay

Geleceğe Dönüş filminde görüldü.

Geleceğe Dönüş filmlerinde Marty McFly rolündeki Michael J Fox'ın kullandığı uçan kaykay, "hovercraft (hava yastıklı araçlar)" ile aynı basit ilkeyi kullanarak uçan bir kaykay.

Özellikle bazı yaşlardakiler çok arzu etse de, maalesef gerçek yaşamda bilim adamları hiçbir zaman uçan kaykay kadar küçük bir şeyde çalışabilecek bir hovercraft teknolojisi geliştiremediler.

 





Kaynak:AA 20 Nisan 2009 18:04



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



20/4/2009 - Çinliler Bambudan Klavye Üretti.

Çinli bilgisayar üreticileri, bambu ağacından klavye üretimine başladı. Üreticiler, haziran ayında da bambudan bilgisayar faresi ve USB taşıyıcıları üretecek.

Çinliler bambudan klavye üretti


Rusya'nın Ria Novosti ajansının haberine göre, Çinli üreticilerin elektronik yenilik olarak sundukları klavyenin mekanizması aynı kalacak, panel ve tuşları ise bambu ağacından üretilecek.

Yeni malzeme üzerinde üç yıl çalıştıklarını belirten üreticiler, bambu ağacının kırılgan olması nedeniyle üretiminde karşılaşılan sürekli fiziki baskıya dayanamama problemini nasıl çözdüklerini ise gizli tutuyor. Yeni bambu klavyelerin eski plastik eşdeğerlerden geri kalmadığı ve çarpma testinde de denendiği gibi masadan düştüğünde kırılmadığı bildirildi.

Üreticilerin "ekolojik ürün" olarak adlandırdıkları bambu klavyelerin statik enerjiyi depolamadığı ve monitörden gelen ışının bir kısmını emdiği ifade edildi.

 







Kaynak:AA 20 Nisan 2009 11:30

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



18/4/2009 - Sağlıklı Yaşamın Gizi Solucanlarda mı.??

Bilim adamları solucanlarda, oksijen azken bile hücreleri canlı tutan ve Alzheimer gibi hastalıkların sebebi olduğu düşünülen zehirli proteinleri bertaraf eden HIF adı verilen bir protein buldu.

Sağlıklı yaşamın gizi solucanlarda mı?

 

Basit bir solucanın uzun ve sağlıklı yaşamın gizini taşıyor olabileceği bildirildi.

Daily Mail'deki habere göre, bilim adamları solucanlarda, oksijen azken bile hücreleri canlı tutan ve Alzheimer gibi hastalıkların sebebi olduğu düşünülen zehirli proteinleri bertaraf eden HIF adı verilen bir protein buldu.

Washington Üniversitesinden bilim adamları, solucanları, oksijen yetersizliği olmadığı zaman bile HIF proteinin vücutta bulunacağı şekilde genetik değişikliğe uğrattı.

Solucanların bu sayede sadece yüzde 30 daha uzun süre yaşamakla kalmayıp, hücrelerinin Alzheimer ve Parkinson gibi nöro-dejenaratif hastalıklarla bağlantılı olan tahrip edici proteinlere karşı görece daha bağışık olduğu görüldü.

Science dergisinde çıkan araştırmaya göre, vücudun, hipoksi etkisi olarak bilinen oksijen yetersizliğiyle mücadele etme mekanizması, hayatı daha uzun ve daha sağlıklı kılabilir.

Bilim adamları buradan hareketle, insan vücudunda aynı etkiyi göstererek insanların daha sağlıklı ve uzun yaşamasını sağlayacak bir ilaç geliştirilebileceğini belirtti.

Dr Matt Kaeberlein, "HIF'in yaşlanmayı nasıl yavaşlattığını ayrıntılı bir şekilde anlayabilirsek, bu bilgiyi insanlarda yaşla bağlantılı hastalıklar için tedavi yöntemi geliştirmede kullanabiliriz" dedi.

Bununla birlikte, hipoksi etkisine müdahale etmenin kanser riskini artırabileceği düşünülüyor.

 




Kaynak:Haber7(AA) 18 Nisan 2009 15:17



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



  • RSS Takip




  • <- :: Sonraki Sayfa ->



    lac003petit.gif (44870 bytes)

    Gerçek Orada Bir Yerde

    Konuklar

    Sitenizesayac.com

    Teknoloji Haberleri

    Özel Arama